Gökçek ŞifaSize Telefonunuz Kadar YakınızÜcretsiz Google Play'de
İNDİRX
Aloe vera jel ve Aloe vera forte satış

Monthly Archives: Ekim 2013

Japonlar Günde 2 Litre Bu Bitkinin Suyunu İçiyor…

aloe vera japonya
Siz de tanıyın bu bitkiyi!

Aloe vera, geleneksel tıp alanında, özellikle Afrika ve Uzakdoğu kültürlerinde yara, yanık ve ağrılarda sıkça kullanılan, “çöl zambağı” veya “tıbbi sarısabır” da denen iyileştirici bir bitkidir. Aloe veranın etkileri sadece yara tedavisiyle sınırlı olmadığı anlaşıldığından beri Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından “seçilmiş tıbbi bitkiler” başlığında incelemeye alınmıştır. Yaklaşık 240 kadar türü olan “Aloe” bitkisinin hastalıkları tedavide kullanılanı “Barbadensis Miller” cinsidir. Kurak iklim bitkisi olan bu Aloe vera günümüzde, Güney Amerika, Meksika ve Hint Adaları’nda, organik tarımla geniş alanlarda, kozmetik ve ilaç sanayi için ticari amaçla ekilmektedir.

Japonya’da kullanımı özellikle “besin desteği tıbbi içecek” şekliyle yaygındır. Bitki evlerde de bir “kültür bitkisi” olarak yetiştirilmektedir. Çalışkanlıklarıyla tanınan Japonlar aloe vera suyunu birçok faydasından dolayı günlük hayatlarında meşrubat gibi tüketmektedirler. Aloe vera içeceği düzenli olarak tüketildiğinde fiziki dayanıklılık ve teknolojinin getirdiği ağır metal travmalarından korunmak için, vücudun gereksinimi olan bileşenleri (18 amino asit, 12 vitamin, 20 mineral ve çeşitli enzimler) içerdiği için çok faydalıdır.

Aloe vera jel, bitkinin yeşil ve etli olan yapraklarında, kaktüs cinsi olmasından dolayı % 99 oranında su bulunur. Şifa verici ve tedavi edici kısmı ise % 1’lik bölümdedir. Yaprağın dış kabuğunda eczacılık alanında, laksatif ilaç yapımında kullanılan bölüm vardır. Yaprağın iç kısmındaki yapışkan sarı sıvının olduğu bölümse jel kısmıdır. İşte bitkisel tedavi alanında kullanılan kısım burasıdır. A, C, E ve B grubu vitaminler, folik asit, kalsiyum, potasyum, demir, çinko, magnezyum, fosfor gibi mineraller, protein oluşumuna destek veren amino asitler (antibakteriyel ve ağrı kesici aloin ve emodin) ve sindirimi kolaylaştırıcı lipaz ve proteaz enzimleri, bağışıklık sistemini kuvvetlendirici acemannan ve polisakkaritler hep bu kısımdadır.

Aloe vera jel ( bitki karışımlı aloe vera şurubu) bitkinin özellikleri korunarak özel yöntemlerle hazırlanmıştır. Her türlü cilt problemi için haricen kullanılan jel ve başta sindirim, bağışıklık sistemi hastalıkları, iltihabi sorunlar olmak üzere birçok somatik kökenli hastalıkta kullanılan şurup (jelin tadı acı olduğundan belli ölçülerde bal ve bitkiyle tatlandırılmış) tedaviye yüksek düzeyde besin desteği sağlamaktadır.

 

Tıbbi Sarısabır (Aloe Vera) İçeriği Ve Üretimi

tibbisabir

 

Tıbbi sarısabır otu olarak da bilinen aloe vera içeriği bakımından Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından araştırılmaya uygun bulunmuş ve “seçilmiş tıbbi bitkiler” başlığı altında incelenmiştir. İncelenmesinin en önemli sebeplerinden biri, harici ve dahili kullanımında iyileştirici özelliğini artıran polisakkarit oranının üst düzeyde olmasıdır. Polisakkaritler; doğal antibiyotik olduklarından vücudu güçlü tutar, antihistaminik yani alerji önleyici yapılarından dolayı cildi yeniden yapılandırarak, nem bariyeri oluştururlar.

Anavatanı Güney Afrika ve Yemen olan tıbbi sarısabır (aloe vera) bitkisi, bugün dünyada ve Türkiye’de (Güney ve Güneydoğu Bölgeleri’nde yabani olarak) kurak ve tropik iklimli yerlerde yetişir. Süs bitkisi olarak kültürü yapılır. 250 türü bulunan bitkinin, tedavi amacıyla kullanılabilen birkaç çeşidi vardır. Tohumla çoğaltılması zordur. Bu yüzden Aloe vera yetiştiriciliği körpe yaprak sürgünlerini başka yere ekmek “çelikleme” yöntemiyle yapılır. Kimyasal gübre ve ilaç kullanılmayan “organik tarım metotları” esas alınır. Güney Amerika, Meksika ve Hint Adaları’nda ticari amaçla ekilen ve binlerce dönümü bulan aloe vera tarlaları vardır. Bitkisel tedavi alanındaki başarısı ve tıbbi iyileştirici özellikleri, bitki ekim alanlarının her geçen yıl artmasına neden olmaktadır.

Aloe vera ürünleri bitkinin bünyesinde bulunan 12 vitamin, 20 mineral (vitaminlerin etkisini artırır), 18 amino asit (doku oluşumu için protein üretirler) ve çeşitli enzimleri (besinlerle alınan yağ ve şekerin sindirilmesine yardım ederler.) büyük oranda koruyarak özel yöntemlerle hazırlanmaktadır.

Tıbbi tedavi ve kozmetik alanlarında kullanılan aloe vera jel; A, B grubu, C, E vitaminleri ve folik asit-demir, kalsiyum, çinko, selenyum, magnezyum, fosfor, krom gibi mineraller içerir. Bünyesindeki acemannon maddesinin bağışıklık sistemini güçlendirmedeki etkisi tartışılmaz. Bitkinin özellikle kanser tedavisi sırasında çöken sisteme destek olmadaki başarısı uzmanlarca kanıtlanmıştır.

Küçük yara ve yanık, böcek sokmaları, egzama ve mantar gibi ağrılı, kaşıntılı cilt problemlerinde rahatlık sağlaması en bilinen özelliğidir.

Ayrıca, Aloe vera jel (bitki karışımlı aloe vera şurubu) kimyasal ilaçların bağırsaklarda oluşturduğu hasarları ve bağırsak mantarlarını tedavide, midedeki hazım problemlerinde, reflü sıkıntısında, tip2 diyabette insülini dengelemede, kabızlık şikayetinde kullanıldığında olumlu sonuçlar veren besin desteğidir.

Şeker Hastalığına Karşı Aloe Vera

 şeker hastalığı için aloe vera

Şeker hastalığı Yunanca ismiyle diyabetes mellitus kısaca; kandaki glukoz yani şeker seviyesinin fazlaca yükselmesiyle ( hiperglisemi ) oluşan metabolik bir bozukluktur. Vücutta kan şekerinin düzenlenmesi, birçok kimyasal madde ve hormonun karmaşık etkileşimi sonucu oluşur. Pankreastan salgılanan insülin hormonu glukozun kandan hücreye girişini sağlar. İnsülin yeterince üretilmezse veya hücreye girişinde dirençle karşılaşırsa, kandaki glukoz seviyesi yükselir. Böylece ülkemizde en az 4 milyon insanı etkileyen şeker hastalığı meydana gelir. Diyabet hastalığında kalıtımın, çevresel etkilerin, beslenme alışkanlıklarının etkisi büyüktür. Diyabet; Tip 1 ve Tip 2 şeklinde ayrılır. Tip 1 hastalarının bağışıklık sistemleri pankreaslarına zarar vermiştir. Bu yüzden insülin üretimi azalmış veya durmuştur. Genellikle 30 yaşından önce ortaya çıkar. Tip 2 hastalarında ise insülin üretilir ama direnç göstererek hücrelere şeker taşıyamaz. Genellikle 40 yaş sonrası ve kilolu insanlarda görülür.

Şeker hastalığı tedavisi; tıbbi beslenme yani diyet tedavisi, egzersiz tedavisi, ilaç tedavisi ve insülin iğne tedavisi şeklinde yapılmaktadır.

Ülkemizde “Tıbbi Sarısabır Otu” olarak da bilinen aloe vera bitkisi, insülin dengesini koruyarak ve sindirim sistemini düzenleyerek Tip 2 diyabet hastalığının tedavisine yardım eder. Melotonin hormonunun etkisini artıran, antikor oluşumunu destekleyen aloe vera, etkileri bakımından incelendiğinde kanser hastalığı ve tedavisinin olumsuz yan etkilerini gidermede iyi sonuçlar vermiştir. İçeriğinde 18 amino asit, 12 vitamin, 20 mineral ve çeşitli enzimler bulunan, Afrika kökenli bu şifalı bitki, aslında asırlardır yara ve yanık tedavisinde, böcek sokmalarında, ağrıları gidermede kullanılırdı. Tedavide kullanılan kısmı, yaprağının iç kısmında bulunan renksiz ve yapışkan olan jel kısmıdır. Bu jel uzun süre güneşe maruz kalırsa okside olur, etken maddeleri kaybolurdu. Amerikalı bir eczacının 1968 yılında bulduğu bir yöntem, jeli saklanabilir hale getirmiştir. Sağlık alanında yara, yanık, egzama ve sedef hastalığında haricen kullanılan aloe vera jel, tadı acı ve yoğun olduğu için, bitki karışımlı aloe vera şurubu şeklinde hazırlanmıştır. Dahili kullanım için balla karıştırılarak hazırlanan bu ürünler, sindirim sistemi ve kolesterol düzenleyici, iltihap giderici, immün sistemini güçlendirici, insülini dengeleyici, kabızlık giderici gibi birçok faydası için kullanılmaktadır.

Aloe Veranın Tedavi Edici Etkileri

 aloe vera tedavi edici etkileri

Aloe vera, sarısabır diye de bilinen kaktüsü andıran şifalı bir bitkidir. Şifa amaçlı kullanılan bölümleri yeşil kabuğu ve altındaki jel kısmıdır. Jel kısmı amino asitler, vitaminler ve mineraller bakımından zengindir. İnsan vücuduna gerekli olan 20 adet minerali bünyesinde barındıran aloe vera jel, bitkinin şifaları açısından en faydalı kısmıdır.

Aloe vera etkileri, hücre yenileyici özelliği, kabızlık giderici, bağırsak hastalıkları, cilt hastalıkları, sindirim sistemi sorunları üzerinde çok faydalıdır. Aloe vera jel, çıkarıldıktan sonra, oksijenle temas ederse şifa özelliğini kaybetmektedir. Bu yüzden üretiminin uzmanlarca yapılması önerilir. Özel bir sistem dâhilinde çıkarılan aloe vera jel, bitkisel tedavi uzmanları tarafından satışa sunulmaktadır. Bunlardan Gökçek Aloe vera Jel (bitki karışımlı aloe vera şurubu) güvenle kullanabileceğiniz karışımdır. Özelliğini kaybetmeden üretilen Gökçek Aloevera Jel (bitki karışımlı aloe vera şurubu) iltihaplar, enfeksiyonlar, cilt problemlerinin tedavisinde oldukça etkili bir üründür.

Aloe vera faydaları şunlardır;

  • Kanserli hücrelerin büyümesini engeller.
  • Hermes, kızamık ve HIV virüsüne karşı etkilidir.
  • Hepatit gibi hastalıklarla yıpranmış karaciğer hücrelerini tedavi eder.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Kemik erimesini azaltarak, kolesterol dengesini düzenler.
  • Derideki mantar oluşumlarında, sedef ve pamukçuk rahatsızlığında tedavi edicidir.
  • Sindirim sisteminde oluşan hazımsızlık, şişkinlik, bağırsak hastalıklarında etkilidir.
  • Şeker hastaları için kullanılır.
  • Vitiligo tedavisinde, yanık ve yaralar üzerinde tedavi edici özelliği fazladır.

Aloe vera yan etkisi fazla olmasa da, hamile kadınların ve kronik ishal, karın ağrısı sorunu olan kişilerin kullanmaması önerilir. Adet kanamalarının fazla olduğu dönemlerde kullanılmaması da uygundur. Aloe vera jel, özel bir işleme tabi olarak çıkarıldıktan sonra mutlaka buzdolabından saklanması gerekir. Bu yapılmadığı takdirde, özelliğini kaybedeceğinden, uygun koşullarda üretim yapan ve saklama koşullarına uyan üreticilerin ürünlerini almanızı önemle hatırlatırız. Kozmetik sanayiinde de oldukça yaygın kullanımı olan bu bitki, nemlendirici ve hücre yenileyici etkileriyle, mucize sonuçlarını cilt bakımında da vermektedir. Sağlığımız üzerinde bu kadar önemli faydaları olan aloe vera bitkisinin, bitkisel tedavi alanında kullanılması çok yaygındır.

Aloe Vera (Barbadensis Miller)

 aloe vera barbadensis miller

Tıbbi sarısabır diğer adıyla aloe vera tıbbi tedavi amaçlı kullanılan bir bitkidir. Aloe vera binlerce yıldır bilinen, sağlık için faydalı, özellikle yaralarda ve yanıklarda kullanılan zambakgiller familyasından olsa da, kaktüse benzeyen bir bitkidir. Doğada pek çok türü bulunmaktadır. Bitkisel tedavi amaçlı kullanılan aloe veranın “barbadensis miller” türü, ülkemizde henüz yetişmeyen türüdür. Aloe vera bitkisi 3 bölümden oluşur. Yaprağın kabuğu, latex yapışkan sıvı ve jel tabakası bu bölümleri içerir. Ortalama 4 yıl içerisinde olgunlaşan bitki, jel ve özsuyu karışımı ile bitkisel tedavi amacıyla kullanılır. Aloe vera jelin içerisinde amino asitler, antraginonlar, vitaminler, mineraller, lingin, saponin, şeker, steroller gibi yararlı bileşikler bulunmaktadır.

Aloe vera yapraklarından elde edilen jel, şifalı bitkiler ilave edilerek bitki karışımlı özel bir şurup haline getirilmiştir. Bu şurubun içeriğinde aloe vera jel ile birlikte zerdeçal, limon suyu, mercan köşk, devedikeni, kekik gibi şifalı bitkiler bulunur. İçecek olarak tüketilen aloe vera suyu özellikle tümör oluşumunu önlemesi sebebiyle, kanser hastaları tarafından tercih edilmektedir. Aloe vera, tedavi edici özelliklerinin yanında, kozmetik sanayiinde de yaygın olarak kullanılmaktadır. Kremlerde, cilt bakım ürünlerinde ve şampuanlarda tercih edilmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda HIV virüsü üzerindeki etkilerinden dolayı aids tedavisi için umutları arttırmıştır. Aloe vera (barbadensis miller) sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri ile huzursuz bağırsak sendromunun tedavisinde başarılıdır. Aloe vera jelin üretimi ve saklanması ayrı bir önem taşıdığı için, üreticinin bu konuda güvenilir olması son derece önemlidir.

Aloe vera jel ve aloe vera suyu faklı alanlara etki ettiği için, tedavi edici özellikleri de farklıdır. Kullanım alanlarını bir uzman yardımıyla öğrenerek, tedavi için daha iyi sonuçlar verecektir. Aloe vera jel şekerin düşmesine sebep olduğu için, diyabet ilaçları ile kullanıldığında kan şekerinde fazla düşüşlere sebep olacağından kullanılmaması iyi olur. En doğru yöntem doğal bitkileri kullanmak için her zaman bitkisel tedavi uzmanlarına danışmak, doktorunuzun da onayı ile kullanmaktır.

Bağırsak Mantarı İçin Aloe Vera Jel

bağırsak mantarı

Bağırsak mantarı ismi verilen zararlı bakteriler, insan bağırsağındaki pek çok diğer bakteri ile birlikte yaşamını sürdüren parazitlerdir. Bağırsak ortamında bu tip canlıların bulunması aslında sindirim sistemimizin tam işleviyle çalışabilmesini kolaylaştırmaktadır. Bir başka deyişle vücudun sindirimi gerçekleştirmesi için bu parazitlerden yardım aldığını da söylesek yanlış olmaz. Sindirim sisteminin en son bölümü olan bağırsaklarda besin değerlerinin emilimi bu bağırsak parazitleri sayesinde olmaktadır.

Bağırsak ortamındaki çeşitli etkileşimler sonucu mantar ve bakteri nüfusu belli bir düzeyde tutulmaktadır. Örneğin bağırsak mantarı üremesini engelleyen canlılar aslında yine bir tür bakteriden ibarettir. Eğer buradaki denge bozulur ve bağırsak ortamındaki mantar miktarı normalin üzerine çıkarsa işte o zaman vücut için tehlikeli sonuçlar doğurabilecek olgulardan söz edilebilecektir.

Bağırsak mantarı nüfusunun olağanın üzerine çıkması her şeyden önce söz konusu mantarların bağırsakta kalmaması ile başlayan bir süreci tetikleyecektir. Bu şekilde başlayan sürecin devamı ise bağırsak parazitleri olarak bağırsaklarda kalması gereken mantarların insan dolaşım sistemine, bağırsaklardan kan damarlarına geçmesidir. Normal şartlar altında mantar veya bakteri gibi yabancı bir maddenin kan damarlarına girmesi insan bağışıklık sistemince derhal bertaraf edilebilecek bir durumdur. İstisnai sağlık sorunları haricinde oldukça kuvvetli olan bağışıklık sistemi bu gibi girişlere izin vermeyecektir. Ancak söz konusu mantarlar olunca işleyiş biraz değişmektedir. Zira mantarlar kendilerini adeta vücudun bir parçasıymış gibi göstererek bağışıklık sistemini aldatır ve sinsi şekilde yaşamlarını sürdürmeye devam ederler. Tabi vücuda bu şekilde yayılan mantarların çok çeşitli sağlık sorunlarına yol açması da kaçınılmaz olmaktadır.

Böylesi sorunlarla mücadele edebilmek için her şeyden önce beslenmemize oldukça dikkat etmemiz gerekir. Sürekli şekerli besinler tüketmek, unlu mamüller yemek mantarların çoğalmasına yol açabilecektir.

Ayrıca mantarlarla mücadele edebilmek için çeşitli bitkisel takviyeler de kullanılabilir. Bunlar arasında en yaygın olanı aloe vera bitkisinin toksik maddeler konusundaki temizleyici etkisinden faydalanmaktır. Sindirim ve boşaltım sistemini adeta temizleyen aloe vera bitki özü bağırsak mantarı ile mücadele için oldukça etkilidir. Aloe vera bitkisinin bu faydalarından kolayca yararlanabilmek adına aloe vera jel (bitki karışımlı aloe vera şurubu) isimli ürün üretilmiştir. Söz konusu Aloe vera jel faydaları ile oldukça dikkat çekici özelliğe sahiptir. Ayrıca bu faydalar sadece bağırsak mantarı konusunda değil iç ve dış pek çok sağlık sorununda etkili olabilmektedir. İlgili faydalardan bazıları şu şekilde sıralanabilir;

  • Bağırsak mantarına yol açan zararlı bakterilerin bağırsaklardan atılmasını sağlar,
  • Bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlar,
  • Kan şekerinin normal düzeyde kalmasını sağlar,
  • Kan akışkanlığını arttırarak kalp damar hastalıklarına karşı faydalı olur,
  • Harici kullanımda hücreleri tazeleyici özelliği sayesinde cildin yenilenmesini sağlar,
  • Birçok kanser türüne karşı uygulanan tedavilere katkıda bulunur.

Reflü Tedavisi İçin Aloe Vera Jel

reflü aloe vera

İnsan midesinde çok çeşitli sıvılar bulunmaktadır. Bunların bazıları dışarıdan besin olarak alınanlar iken bazıları ise bizzat vücudun kendisi tarafından üretilen ve farklı işlevlere sahip olanlardır. Vücut tarafından üretilen ve midede yer alan sıvılara mide asidi ve safra gibi sıvılar örnek gösterilebilir.

Reflü rahatsızlığı da midede yer alan bu sıvıların yemek borusuna geri yürümesi olarak tanımlanmaktadır. Reflünün temel nedenleri çeşitli olgulardan bahsedilebilir. Örneğin mide kapağında meydana gelen bir işlev sorunu veya yemek borusunun yapısındaki bozukluk reflüye neden olabilmektedir. Bunlara daha farklı olgular da eklenebilmektedir fakat reflünün en sık karşılaşılan nedenleri bu şekildedir.

Reflünün en çok bilinen belirtisi yemek borusunun mide asidinden dolayı yanmasıdır. Kaldı ki reflü tedavi edilmediği takdirde de aslında mide sorunları veya mide hastalıkları olarak devam etmeyecek, yemek borusunun kansere yakalanmasına sebep olacaktır.

Reflü tedavisi için reflünün hangi sebepten ileri geldiğinin bilinmesi gerekmektedir. Reflünün en genel tedavi yöntemi ilaç kullanmak suretiyle olur. Fakat her reflü vakasında ilaç tedavisi ile çözüm bulunamayacağını da belirtmek gerekir. Her reflü durumunda mide asidinin etkisini azaltıcı nitelikte ilaçlar kullanılarak tedaviye başlanmaktadır. Ancak reflü mide kapağındaki bir sorundan kaynaklanmakta ise tedaviye ilaçla devam edilemeyecek ve daha farklı yöntemler denenmeye başlanacaktır.

Reflü tedavisinde mide asidinin etkisini azaltan ilaçların kullanımı ile kişide belirgin bir rahatlama olabilmektedir. Reflüde ilaç tedavisinin yanı sıra bitkisel tedavi yöntemlerinden faydalanmak da mümkündür. Bunun için özellikle aloe vera bitkisi kullanılabilir. Aloe vera tropikal bir bitki olmasına rağmen şifalı özellikleri nedeniyle bütün dünyada üretilmeye başlanmıştır. Başta kozmetik ve ilaç sektörleri olmak üzere pek çok sanayi bugün aloe vera kullanmaktadır. Aloe vera bitkisinin aloe vera özü denilen ve yaprakların iç kısmında yer alan bölümü, içeriğinde barındırdığı birçok mineral sayesinde insan sağlığına katkılar sağlamaktadır. Mideyi, sindirim sistemini temizleyici ve rahatlatıcı özelliği sayesinde reflüye karşı da çok etkili bir tedavi aracı olmaktadır.

Aloe veranın bu tedavi edici etkisinden faydalanmak için aloe vera jel (bitki karışımlı aloe vera şurubu) tüketmek yeterli olacaktır. Aloe vera özü kullanılarak hazırlanan aloe vera jel (bitki karışımlı aloe vera şurubu) ürünü sayesinde sadece reflüye değil, birçok sindirim rahatsızlığına da çare bulmak oldukça mümkündür.